Final Destination Bloodlines İle Yıllar Sonra Geri Döndü!: Seri Hakkında Ufak Bi' Sohbet

 Final Destination, benim için yeri çok ayrı bir film serisidir. Bunda bana film izlemeyi sevdirmesi ve keyifli hale getirmesinin elbette payı çok büyük. Her biri birkaç yıl arayla çıktığı için biraz bölük pörçük izlemiş olmama rağmen filmin can alıcı birçok sahnesini her detayıyla hatırladığımı fark edince çok mutlu oldum. İzlediğim zamanı, odamda kurduğum ortamı, DVD'ciye (evet yaşım belli olmayacaksa o zaman 1 TL karşılığında film alınırdı) gidişimdeki heyecanı... Öyle net hatırlıyorum ki. Bir film almak çok güzel bir şeydi, şansın ve harçlığın yetiyor da, 2-3 film alabiliyorsan... İşte o zaman aman Allah!👯 Düşün, bahsettiğim yıllarda televizyonda izlenebilecek en gerilimi yüksek dizinin Arka Sokaklar ya da Doktorlar olduğu o yıllarda, başrolü bile hiç acımadan harcayan, dinamiği hiç düşmeyen bir Destination filmleri izliyorsunuz. Muazzam bir keyif...

Geçtiğimiz günlerde Netflix'in Final Destination Bloodlines duyurusu üzerine havalara uçtum! Aradan çok uzun yıllar geçmiş olmasından dolayı ''acaba?'' demedim değil... Fakat bekletmek de istemediğimiz için gelir gelmez başına geçtik. Fakat önce biraz serilerden bahsedecek, sonra da bloodlines ile yazımın kapanışını yapacağım. Başlıyoruz!

Final Destination 1; şüphesiz benim favori filmlerimden biri. 2000 yılında teknoloji ve görüntü yönetmeni en verimli nasıl kullanılırdı sorusunun cevabını en güzel şekilde veren serinin ilk filmi; gerilimi ve düşmeyen dinamiği sayesinde gerçekten izleyiciyi içine çekiyor. Aynı zamanda da acaba şimdi ne olacak derken gereksiz uzatmalardan kaçınarak filmi tamamlamış oluyorsunuz. Hayatımıza Final Destination bu filmle girdi, serinin diğer filmlerinde de harika olanlar var evet ama ilk film, candır diyelim.  

Final Destination 2: İlk filmin tam anlamıyla devam filmi niteliğini taşıyan, ilk filmden daha arka planda kalmış ancak merak ve aksiyon sahnelerindeki yeteneğini hiç kaybetmemiş bir seriydi. Bütünlük ve uyumluluk bakımından ilk filmle birbirini tamamlayan bu yanı çok sevdiğimi söyleyebilirim. Hatta ilk filmden bir oyuncunun ikinci filme dahil olarak kaderini burada tamamlaması ve izolasyon üzerine muazzam mesajlar vermiş olması da son derece etkileyiciydi. 

Final Destination 3: Sanırım benim çıktığı yıllarda tekrar tekrar izlediğim tek filmdir. Aynı zamanda bu filmle birlikte lunaparklar benim için yalnızca çarpışan arabalar ve peluş oyuncak makinalarından ibaret oldu. Abartmıyorum, çok sevdiğim o aletlerin hiçbirine bir daha asla binmedim!💀Çünkü neden bineyim, değil mi? Ben ilk filmi bu üçüncü filmden sonra izlediğim ve seriye bu filmle başladığım için bendeki yeri gerçekten çok farklı. O yüzden ne zaman lunapark görsem aklıma bu film gelir ve istemsiz bir tebessüm oluşur yüzümde. Ne yapalım, favori film sahiplenmek böyle bir şey değil mi? 

Final Destination 4:

Final Destination'ın dördüncü filmine ise tam olarak Ted gibi baktım. İlk üç filmin verdiği haz Marshall gibiyken, dördüncü filmin hissi tam anlamıyla buydu, üzgünüm. Çok zorlama ve kendimizi unutturmayalım fikriyle ortaya çıkmıştı sanki. Zorlama sahneler, kötü oyunculuklar, gereksiz diyaloglar... Hiç olmasa daha iyiymiş diyebilirim sanırım bu film için. 
Final Destination 5: Favori serilerimden biri yine, evet! Sahnelerin can alıcılığı, acımasız sonlar ve ardı arkası kesilmeyen o dinamizm için bile izlenebilir. Bu filmde sevdiğim birkaç önemli nokta vardı. Bunlardan biri, filmin diğer tüm filmlere küçük bir gönderme yapmış olması ve sonunu ise ilk filmle bağlayarak tamamlamış olmasıydı. Bir film serisi daha iyi nasıl bitebilirdi, bilmiyorum. Tüm o bütünlüğü koruyan, ''nasıl ya, bir yerlerde sürekli ölüm lanetine mi tutuluyor ne saçma!'' sorusunu en güzel şekilde cevaplamışlardı. Bu yüzden son film diğer filmlerden ayrılarak bir adım öne geçmeyi hak ediyor kesinlikle. 

Final Destination Bloodline: Of diyorum, of of of! Yıllar yıllar sonra kalk Final Destination imzasıyla bir film çek ve öyle bir film olsun ki markalaşmış ismine zarar getirmesin. Bu film, tam olarak bunu yapıyor işte. İlk göze çarpan şey kesinlikle teknolojik sistemin, ekipmanların, kameranın, çözünürlüklerinin artık kesinlikle bambaşka bir noktaya ulaşmış olmasıdır. Ev telefonu ya da çağrı cihazlarının yerini alan akıllı telefonlar ile biraz daha günümüzü yaşıyoruz. Her ne kadar Final Destination 6 olarak anılmış olmasa da, serinin geçmiş filmlerine gönderme yapan, özellikle şeker adamı yıllar sonra bir kez daha ve yazık ki son kez görmemizi sağlıyor film... 6 Kasım 2024 tarihinde mide kanserinde vefat eden şeker adamın o kısacık sahnesi, ki izleyenler iyi bilir kısacık bölümler filmin mihenk taşı gibi bir şeydir artık, bize bir veda gibiydi... Bu nedenle böylesine bir filmde duygulanacağımı asla düşünmezdim ama kesinlikle buruk bir kapanış oldu benim için. 

Teşekkürler şeker adam!

Şeker adam, her filmde çok kısa bir sahnede görünen, ufak ve anlaşılması (en azından oyuncular açısından) zor nasihatler sıralayarak ortadan kaybolan bir karakterdi. İlk izlediğinizde bağlantı kurmak ya da anlamlandırmak zor olsa da filmin devamında kesinlikle şeker adam ilginiz artıyor. Ve filme ayrı bir gizem, ayrı bir özgünlük kattığını da kabul etmek gerekiyor ki Şeker Adamın Laneti filmleri çekilmiş. Sonuç okarak, bloodlines sizi asla üzmeyecek, keyifli bir seyir sunabilecek kadar başarılı bir yapım olmuş. Diğer filmleri izlemediğiniz bir senaryoda bile izleyebileceğiniz, ancak serinin diğer filmlerini bilirseniz daha fazla anlam çıkarabileceğiniz ve göndermeleri yakalayabileceğiniz doyumu daha yüksek bir seyir olacaktır. O nedenle kesinlikle tavsiye edeceğim bir korku/gerilim türü filmi olsa da serinin diğer yapımlarından da bahsetmek istedim çünkü benim favori filmlerim olur kendisi. 


Kaynak 

1. görselin kaynağı için tıklayınız.

2. görselin kaynağı için tıklayınız.

3. görselin kaynağı için tıklayınız.

Gif linki için tıklayınız.

4. görselin kaynağı için tıklayınız.

5. görselin kaynağı için tıklayınız.

6. görselin kaynağı için tıklayınız. 


3 yorum:

  1. Seriyi biliyorum ama tamamını izlemedim en son neyi izlediğimi bile hatırlamıyorum açıkçası Ted mosby'i görünce canım HIMYM izlemek istedi :)

    YanıtlaSil
  2. Serili filmler gerçekten güzel oluyor. Ben bu filmi izlememiştim. Anlatımın etkili oldu, bir bakayım. Teşekkürler liska.

    YanıtlaSil
  3. Çok duyduğum, bildiğim ama izlemediğim bir seri, bir şans verebilirim sanırım :)

    YanıtlaSil

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Copyright © liskablog. Blog Design by SkyandStars.co