Komşuluk Algısını Değiştiren O Belgesel!: Mükemmel Komşu

Tavsiye üzerine bu ara Netflix'te yayımlanan belgeselleri izlemeye başladım. Polislerin göğüs kameralarının ve sorgu odası görüntülerinin birleştirilerek hazırlandığı belgesellerden biri de Mükemmel Komşu, özellikle Oscar adayı oluşuyla da son derece dikkat çekiyor. 

Son derece takıntılı, çocuklara tahammül edemeyen ve garip davranışlar sergilemesiyle öne çıkan bir komşunun sürekli olarak polisi çağırarak şikayetçi olması üzerine başlıyor tüm olay. Klasik bir mahalle anlaşmazlığı olarak görülen bu olay, bu bakış açısı dolayısıyla çok acı bir sonla sonuçlanıyor ne yazık ki. Belgeselin ilerleyen zamanlarında ruhsatlı olup olmadığı bilinmemesine rağmen mahalle sakinleri kadının silahı olduğunu ve bunu çocuklara gösterdiğini belirtiyor. Ancak bu görüşme de aynı şekilde iki tarafın uyarılarak son bulduğu bir şikayetten öteye gitmiyor. Ancak gelen son çağrı, gerçekten son çağrı oluyor çünkü artık bu atışma çok acı, cani ve ırkçı bir şekilde son buluyor. Çocuğunun tabletini alması üzerine kadının kapısına giden Ajike Owens, gittiği o kapının ardından ateşlenen bir silahla göğsünden vurularak hayatını kaybediyor. Çocuklarının gözü önünde vurulan Ajike'nin ardından polis departmanına yapılan çağrıların ardından olay yerine intikal eden ekipler, sürecin takipçisi olmaya başlıyor. Ne kadar da hızlı bir hamle, değil mi? :) 

Zanlının Ajike'nin kapıyı yumruklaması ve kendisini öldürmekle tehdit etmesi sebebiyle korktuğunu, ardından ekipleri aradığını ve bu duruma daha fazla dayanamadığı için de kapının ardından silahı ateşlediğine dair verdiği ifade ise kan dondurucu. Yapılan araştırmalar sonucunda komşunun polisi kadını vurduktan sonra aradığı ortaya çıkıyor. Daha acısı ise son derece soğuk kanlı olan komşu, bu süreci zamanında tacize uğraması gibi gerekçelere bağlayarak durumu korkuya bağlamaya çalışıyor. Bu noktada üzülüp, bir hiç uğruna hayatını kaybeden bir kadına üzülürken ardından kadının internetten nefsi müdafaa araştırmaları yaptığı ortaya çıkıyor. Bu durum ise son yıllarda siyahi vatandaşların ırkçılık sebebiyle öldürülmesinin ardından artış gösteren nefsi müdafaa savunmasına dikkat çekiyor. Bu konuda oldukça endişelendim çünkü Amerika bu konuda gerçekten insanlık açısından sınıfta kalan ülkelerin başında geliyor ne yazık ki. Ten renginin böylesine belirleyici ve ayrıştırıcı rol oynuyor olması gerçekten akıl tutulması! Ancak ne yazık ki doğru... 

Davanın sonucuna gelecek olursak...
Komşu önce ifadesi alınarak serbest bırakılıyor. Bu duruma karşı tepki gösteren aile ve mahalleli, durumun sıkı takipçisi olacağını bildiriyor. Burada yürekleri dağlayan iki nokta vardı, birincisi AJ'in annesinin kızı için verdiği o yürek burkan adalet arayışı... Diğeri de küçük çocukların annelerinin ölümüne karşı kendilerini suçlamaları... Oysa ruhsal açıdan son derece hastalıklı olan bir kadının uzun bir süreye yayılan takıntılı agresifliğinin kontrolden çıkmasından başka bir şey değil olay. Ne acıdır ki bir yıldan uzun süren bu durumda bir yıl önlem alınması için oldukça makul bir süre. Ancak ne yazık ki bu durum, ekiplerin iki tarafı kendilerince sakinleştirerek olay yerinden ayrılmasından öteye gidemiyor. Ancak yüreklerdeki bu acıyı kısmen yatıştıracak haber şu ki, herhangi bir indirim olmaksızın 25 yıl hapis cezası alıyor komşu. Bu konuda basında birçok bilgi mevcut, ailenin bu acının içerisinde verdikleri adalet mücadelesi gerçekten 2026 yılında hala yaşanıyor olması inanılır gibi değil. Mahkeme salonunda kararı bekleyen ailenin aklındaki soru; AJ'in haklı olduğuna inanılacak mı? olması gerekirken, ''ten rengimiz, adaleti bulmamıza engel olacak mı?'' idi. Bu utanç, tüm dünyaya yeter diye düşünüyorum. Şahsen kesinlikle tavsiye edeceğim, çok önemli bir belgesel olduğunu söyleyebilirim, dilerim böylesine acımasız ve canice bir olayın yapımı Oscar alarak Ajike'nin ismini ölümsüzleştirebilir... 

Kaynak

Görsel-1 link: https://www.beyazperde.com/filmler/film-1000017068/fotolar/detay/?cmediafile=9001936132

Hiç yorum yok

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

copyright © liskablog.