“Düşündüm, insanın düşmanı kendisi kadardır.”
Zarar Vereceksin - Hamdi KOÇ
(Sayfa, 62)
Sene 2014, üniversite 2. sınıftayım. Bilmediğim bir şehirde, duvarlarına, sokaklarına, kokusuna ve hatta yağmuruna yabancı olduğum bir evde yaşıyorum üniversite okumak için. Annemsiz yapamayacağıma kanaat getirmiş, yurtta tanımadığım insanlarla bir anda tek göz odada yaşama fikrinden korkmuş ve neticesinde bir ev tutmuştuk. Evet, annemle. Bir emekli maaşımız, küçük bir mutfağımız, koskoca bir balkonumuz var. Balkon önemli, çünkü daha önce hiç balkonlu bir evde yaşamamış olmanın verdiği balkon hasreti var yüreğimde. İşte bu yüzden üniversite yıllarımda o balkon, sayısız kitap okuma yolculuğuma eşlik etti. Ve Hamdi Koç ile de ben o balkonda tanıştım işte...
O yıllarda Migros gibi marketler, yeni çıkan kitapları ışık hızıyla raflarına diziyordu. Online alışveriş dediğimiz olay bu denli yaygın değildi. Yaşadığım şehirde kitapçı namına herhangi bir yer de olmayınca... Her hafta koşarak evimizin yakınında bulunan Migros'a koşar, kitapları karıştırır, çantamdaki deftere isim ve yazarları not alırdım. Yine öyle günlerin birinde, annemle market alışverişine çıkmıştık. Ben tabii kasanın yanında yer alan kitap raflarına gittim. Hamdi Koç... Kalın da bir kitap. O yıllarda özellikle kalın kitaplara yöneliyordum, daha uzun süre beni idare edeceğini bildiğimden. Sonra arkasını okudum, sonra ilk sayfasını açtım, alamam muhtemelen, o nedenle kapağı kırmamaya dikkat ediyorum tabii. Kasanın da dibindeyiz, yer değiştiriyorum. Elimde kitap, farklı raflara yöneliyorum, yine birkaç satır okuyorum. Sonra annem sesleniyor, haydi gidiyoruz diye. El mahkum, bırakıyorum kitabı, market arabasından aldığım ürünleri diziyorum annemle kasaya. Annem kanser, meme kanseri. Sol kolundaki lenf ve kaslar güçsüz olduğu için bu tür işleri genelde ben yapıyorum. O sırada kitap rafına gidiyor annem, bu muydu diyor baktığın. Fiyatını soruyor. Okutuyor görevli. Annemle göz göze bakıyoruz, anlıyorum durumu. Sonra iki ürünü alıyor banttan, raflara götürüyor. Yerine de kitabı koyuyor. Gülümsüyorum, biraz da vicdan yapıyorum tabii. Sonrasında alışverişi tamamlıyoruz ama ben kitabı poşete koymak yerine kolumun altına sıkıştırıyorum. Ellerimde poşet, biraz da görsün insanlar istiyorum, ''ben kitap aldım'' diye bağırsam, deli derler. Üniversite çağında gençlik çılgınlığı var ruhumda tabii. Okula kitabımla gittim, derslerde kitabımı masanın üstünde tuttum. Bazı derslerde masanın altına indi okunabilmek için... Ve işte böylece Hamdi Koç'u artık tanıyordum. Sular seller gibi kitabı okumuş, elimden hiç düşürmemiştim. Kalın bir kitap almanın mutluluğu kısa sürse de, harika bir kitap okumanın verdiği haklı gururu yaşıyordum. Yer yer çok güldüm, çünkü yazarın gerçekten kinayeli, esprili, edebi ve tarifi zor bir dili var. Bu konuda Hamdi Koç benim için ilk sıradadır.
...
Aradan yıllar geçti. Üniversite bitti, taşındık, sonra tekrar... Ve sonra. En son ben evlendim, kendi evime taşındım. Ancak, ben kendi evime taşınamadan kitap kayboldu. Tam da internetten kitap satışlarının hayatınıza girdiği, kampanyaların takip edildiği o dönemde Hamdi Koç'un Çıplak ve Yalnız kitabına denk gelince heyecanlandım. Hiç düşünmeden sepete ekledim, sonra başka kitapları var mı diye biraz taradım siteyi, birkaç kitabını daha bulunca hepsini sipariş ettim. Şimdi ertesi gün kapımıza geliyor siparişlerimiz, o zamanlar bir hafta bekliyorduk en iyi ihtimalle. Ve geçmedi o bir hafta tabii ki. Hayatımda ilk kez okuduğum bir kitabı yeniden okudum; Çıplak ve Yalnız. Birçok arkadaşıma hediye ettim, her ortamda tavsiye ettim, hislerimi anlayabilecek herkesle kitaba karşı duygularımı anlattım. Özetle, öyle çok sevdim işte kitabı. Ancak bir söz var ya; ''aldıklarım tamam, aklım alamadıklarımda'' diye. Benimki de o hesap... O hafta İzmir'e tatile gittik. Bir kitapçıda iki kitabını daha buldum fakat hala eksik kalan kitaplar vardı. Baskısı olmadığı için bulması da oldukça zor ama küçük şehirde yaşayan ben İzmir gibi büyük bir şehre geldiğim için, bu şehrin imkanlarını kullanmaya ant içtim, oturduğumuz bir kafede İzmir'de bulunan tüm kitapçıların numaralarını deftere yazdım ve sırayla aramaya başladım. Evet evet, yaptım bunu. Hatta o dönem sosyal medya kullanmayan ben, her platformda birer hesap oluşturup, çılgınlar gibi Hamdi Koç'un hesabı olup olmadığını aradım durdum. Bulamadım elbette, bulsaydım ne yazardım bilmiyorum ama muhtemelen stokları olan kitapçıları bulmam konusunda yardım isteyebilirdim!😁Artık Instagram hesabını aktif olarak kullanıyor ve televizyon programlarına katıldığı zaman oradan da duyurusunu yapıyor. (Sosyal medya hesabına erişmek isteyenler için link bırakıyorum). Nihayetinde ben İzmir'de tatilimin bir gününü birbirinden çok uzak farklı kitapçılara gidip, eksik kitapları temin etmekle geçirdim ama başardım. Döndüğümde Hamdi Koç köşem tam takır kurulmayı bekliyordu! Aslında garip görünen aslında hepimizden biri olan karakterleri muhteşem şekilde kurgulayan Hamdi Koç'un birkaç sayfada bir insanı güldüren, güldürürken ''bir dakika ya'' dedirtip düşündüren bir yanı var. Özellikle anlatım tarzı, kesinlikle bende kusursuz bir okuma zevki yaratıyor.
Tüm bunları yazıyorum çünkü taptaze çıkmış bir Hamdi Koç kitabını yeni bitirdim. Uzuuuun bir aradan sonra, ki dilerim bir bu kadar daha beklememiz gerekmez yeni kitap için, yeniden Hamdi Koç okumanın verdiği muazzam hissi anlatamam. Mesut'u yeniden görmek, onun değişimini, yozlaşan sistemi, yeraltı gerçeklerini okurken o gerçekliğin içerisinde bile mizahi diliyle okuyucuyu güldürmeden geçmiyor. Çıplak ve Yalnız kitabının devamı sayılabilen Zarar Vereceksin uzun bir aradan sonra çıkmış olabilir ancak Mesut ile Çıplak ve Yalnız kitabında cenaze için daha dün Ünye'ye gitmiş gibiydim. Onun o anlamsız gözlerle insanları anlamaya ve tanımaya çalışması, bir an evvel eve dönmek için fırsat kollaması... Ve sonunda yıllar sonra bile onu yine aynı yerde, Ünye'de bulmak. Mesut bu, aynı kalır mı? O da değişmiş. Ama nihayetinde hala bizim Mesut... Kurgu bir karaktere karşı özlemle dolmuş içim, yeniden onu görmek harikaydı.
''Gizli bir küskünlük, sanki, bütün bir dünyaya. Görünüşte var olan bir vakar, bir dirayet, bir şefkat, ama arkasında ciddi bir endişe, inanç, tutku yok, arkası boş. Korku bile yok.''
Çıplak ve Yalnız - Hamdi KOÇ
Ancak, böyle konuşuyoruz... Bir noktaya daha değinmek istiyorum. Melekler Erkek Olur ve Eski Bir Kocanın Öğleden Sonrası kitapları da var yazarın. Bence son derece özgün, inanılmaz akıcı ve okurun ruhuna, kalbine eş zamanlı saldırı düzenleyen bir eser. Kitaplara ulaşabilenler, mutlaka temin etsinler. İl Halk Kütüphaneleri olur, sahaflar olur, yayınevlerinin siteleri olur. Asla pişman olmazsınız. Nereden nereye geldik, değil mi? Üniversite okurken, kitap almanın emekli aile çocukları için çok erişilebilir olmadığı yıllarda kitap almanın mutluluğunu yaşayan o genç kız büyüdü, evlendi, üzerinden yıllar geçti, şimdi kendi evinin balkonunda bu satırları yazıyor. Ne mutlu... Biz yazarları ve yazarların yazdığı kurguları okurken kitapla bağ kuruyoruz ama bence yazarlarla da o bağ gelişiyor. Çünkü o kitap, yazarların ruhunun bir yansıması olarak geliyor önümüze. Diyeceğim o ki, hep daha çok yazsın istediğim, bolca sevdiklerime kitaplarını hediye aldığım sevgili yazar Hamdi Koç eserini okumuş olmanın sonsuz mutluluğunu içimde tek başıma yaşamak istemediğim için yazıldı bu yazı. Ve dilerim benimle aynı duyguları yaşayacak başka insanlara ulaşır, başka kalplerde de taht kurar.
not : tanıtım, işbirliği, reklam değildir. tamamen okuyucu tavsiyesidir.
çok sevgiyle,
Liska

Yazınızı soluksuz sonuna kadar okudum, kitaba ulaşmak çok zordu dediğiniz gibi, ulaştığımız kitaplar ise hayatımızın geri kalanına etki edecek kadar önemliydi. Kısacası hayatımıza dokunurdu. Hamdi Koç hiç okumadım en kısa zamanda bir kitabını alıp okumayı düşünüyorum sizin yazınızı okuduktan sonra yazarın kitabını okumamakla hata yaptığımı düşünüyorum. Hatanın neresinden dönerseniz kardır :) Tekrar teşekkürler.
YanıtlaSilNe güzel bir kitap önerisi yapma şekli, bayıldım :)) Nostaljik şeyleri çok severim ama özellikle de birisi kitap ya da film önerirken neden bu filmi ya da kitabı bu kadar beğenmiş, tam olarak nasıl bir dönemde bu kitaba ya da karaktere bağlanmış sorularını sormayı severim ben. Tam da oralara dokunan bir yazı olmuş :) Ayrıca Hamdi Koç'u hiç duymadım ama kesinlikle okumak istiyorum.
YanıtlaSil