Sistem Köleliğine Başkaldırı: Ölü Ozanlar Derneği

Çok uzun zamandır okumak istediğim ancak bir türlü sırayı kendisine getiremediğim Ölü Ozanlar Derneği'nin filmini izledim, aslında filmi yapılmış kitapların önce kitabını okumayı tercih eder, filmini asla öncesinde izlemezdim. Ancak hem merak ettiğim hem de yakın zamanda okuyacaklarım arasında yer alamayınca izleyeyim dedim ve arkadaşımla birlikte harika bir film gecesi yapıverdik!💛

Katı kurallarla yönetilen; disiplin ve geleneklerin ön planda tutulduğu Welton Academy, öğrencilerden kurallara bağlılık, disiplin ve itaat beklemektedir. Ancak okulda göreve başlayan edebiyat hocası John Keating, dersin ilk gününde öğrencilerden kitabın bazı sayfalarını yırtmalarını isteyerek alışılmışın çok dışında bir giriş yapıyor. Burada verilen mesaja dikkat çekmek istiyorum; orada bir kitabı veya eğitim sistemini değil; eğitim sisteminin kalıplaştırdığı, bakış açısını daralttığı o pencereyi yıkmak istiyor. Özellikle Carpe Diem (anı yaşa) vurgusundan hareketle ilerleyen film, Keating'in Welton tarafından hoş karşılanmaması ile devam etmektedir. Ancak Keating ısrarla düşünen, sorgulayan, merak eden ve kendi sesini bulmayı başaran bireyler yetiştirmek istemektedir. 

Filmler genelde zorluklar ve ardından zorlukların aşılması şeklinde geliştiğinden midir bilmiyorum ama bir şekilde Keating'in bu duvarları kırabileceğine çok inanmıştım. Ancak filmin sonu hem beklediğimin çok dışında hem de umduğum gibi bitti diyebilirim. Biraz nereden bakıldığına bağlı olarak değişir sanırım bu durum. Fakat son sahnede öğrencilerin bir anda bir başkaldırı yaparak hocalarına kalıpların dışında bir vedada bulunuyorlar, ki bu kısım oldukça etkileyiciydi. Keating hem kendi öğretme yöntemlerinden sistemin dayatmaları için vazgeçmemiş, hem de sonunda öğrencilerin kendi kalıplarını kırdırmayı başardığını görmektedir. Ancak baskının, gelenekselliğin, düşünen ve sorgulayan bireyler yetiştirmenin korkusuyla yanıp kavrulan Welton Academy, ne yazık ki Keating ile yollarını ayırmaktadır. Filmin sonunda Keating'in gençlere gülümseyerek attığı o son bakış ''bu iş tamam!'' bakışı gibi hissettirdi. 

Bir diğer nokta ise; sorgulamanın birçok kapıyı aralayabildiğine dair yapılan vurguydu. Öyle ki, öğrencilerden biri hayata olan bakışı ve gelecekten beklentisini sorgulamaya başladığında geleneksel aile yapısına ters ancak kendi tatminini tam anlamıyla sağlayan tiyatroculuktan ilerlemek istiyor. Şiddetle karşı çıkan ve kendisini askeri okula göndermekle tehdit eden aile o gece çok acı bir manzarayla karşılaşmaktadır. Burada yaşanan intihar sahnesi, yolunu kaybetmenin etkileyici bir şekilde dramatize edildiği bir sahneydi. Ve ne acıdır ki Keating karakterine hayat veren oyuncu Robin Williams da aynı şekilde intihar ederek hayatına son vermiştir... 

Hem sistemin eleştirisi, hem gençlerin zihin pencereleri, hem eğitimin dayattığı tek tip insan mantığını eleştiren, izlemesi keyifli ancak oldukça da düşündürücü ve hüzünlendiren bir film izlemek isterseniz kesinlikle bu film o film olabilir!


Kaynak 

Görsel-1 link: https://www.beyazperde.com/filmler/film-5280/fotolar/detay/?cmediafile=9001677628

Görsel-2 link: https://www.beyazperde.com/filmler/film-5280/fotolar/detay/?cmediafile=18462092

Görsel-3 link: https://www.beyazperde.com/filmler/film-5280/fotolar/detay/?cmediafile=21089180

1 yorum:

  1. Ne güzel yorumlamışsın. :) Ben filmi izleyeli çok oluyor, o yüzden fazla hatırlamıyorum ama verdiği his kalıcı tabi.

    YanıtlaSil

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

copyright © liskablog.