memlekete bahar geldi, kalbimde çiçekler açtı

Şehrime tam olarak bahar geldi diyemem... 

Ancak güneş kendini gösterdi, çiçeklerim kış uykusundan uyandı, dışarıda dallar yeşillendi ve evimin duvarlarına perdelerin gölgesi düştü. Hırka, mont veya trençkot isteyen havalardayız kısacası... Ben kış insanı olsam da bahar havalarını çok seviyorum. Ne bunaltan bir sıcak, ne çok üşüten bir soğuk... Belki saatlerce dışarıda oturulmayacak ama ılık rüzgarın altında usul usul yürünecek o havaların insanıyım biraz da.

Arkadaşımla güzel bir kahvaltı planlaması yaptık, havanın güzelliği de cabası oldu. Mekanın kahvaltı ve lezzet skalasına bayılmakla birlikte, son derece keyifliydi. Günün ortalarına doğru toplantı için birim değiştiren eşim katıldı aramıza, bir çayımızı içti😌Sonrasında ben arkadaşımla ayrılıp başka bir cafeye geçtim, buz gibi bir şeyler sipariş edip, Monte Cristo Kontu'nun ikinci cildini okumaya devam ettim. Bu arada bitmek üzere, aslında 3-4 günde bitirirdim ben, çok vurucu yerlerine geldim çünkü. Fakat biraz yoğun bir hafta olması sebebiyle aksamış oldu. Kitap gerçekten şahane ilerliyor, artık yüzleşmeler, hesaplaşmalar ve eski aşkların gün yüzüne çıktığı o sayfalardayım. Okumayan ve okumak isteyenler için spoiler olmaması adına yüzeysel geçiyorum ancak onca yıl sonra bir kadının aşık olduğu o adamı; hangi kimlik ve hangi kıyafetle, hangi statüyle gelirse gelsin tereddütsüz tanıması... Aşkın çok başka bir mertebesiydi. Eyşancıyız diyen Ezel tayfaya sesleniyorum, gelin bir de aşkı Mercedes'te görün siz!!😁 Neyse, şaka bir yana, Monte Cristo Kontu'nu okumadıysanız mutlaka okuyun. İnsanların ne kadar kötü, ne kadar riyakar, ne kadar düzenbaz olabileceğini 3 kötü karakter üzerinden görebiliyorsunuz. Bunlar pratikte kurgu ancak son derece de gerçek. Monte'nin birinci cildin başlarında Danglars'ın gıyabında ''dost'' diye bahsetmesi, Danglars'ın ise tüm kirli düşüncelere sahip olması kısmını hiç unutmam. Burada sorun aslında karşılıklı aynı duyguları hissetmeme meselesi değil, burada mesele tamamen biraz olsun iyi niyetli olduğunu gösteren Monte'nin bu iyi niyetinin ileride mevki, makam ve para uğruna nasıl harcandığıydı. Öyle de oldu. Neyse, kalan 2 intikamı da büyük bir heyecanla bekliyorum. Buralarda çok uzun bir Monte Cristo yazısı olacağına eminim!😁

salatadan sofrayı kadrajlamak dediniz mi ben✌

Ben yaklaşık 50 sayfa kadar okuduktan sonra eşimin toplantısı bitti. Buluştuk ve gözlükçüye geçtik. Neden? Çünkü ben değişen numaralarım sonrası optik gözlük alıp, cam yaptırdım ama güneş gözlüğünün numaralarının da değişmesi gerektiği kısmını atladım!!😀Dışarı çıkıp, gözlük takmam gerekince fark ettim durumu. Güneş gözlüğümden pek memnun değildim, o nedenle güneş gözlüğü çerçevemi de değiştirdim. Çok da içime sindi, bakalım 1 hafta kadar sürüyormuş gelmesi, bekliyorum.


Oradan çıktıktan sonra yemek yemeye gittik, ben tahmin edileceği üzere salatası çok güzel olan bir yere gittiğimiz için salata yedim, keşke fotoğrafını çekmeyi unutmasaydım. Salata değil, sanat yapıyorlar çünkü resmen. Ve son derece lezzetli... O yüzden iyi yapan bir yer bulursanız, salata harika bir yemek öğünüdür💚diyerek huzurlu ve keyifli geçen bir günün yazısını da sonlandırıyorum. 

Hep çiçek açsın bahçemiz, güneş alsın penceremiz. 
Rüzgar öpsün kalplerimizi, ferahlatsın...💛🔗



sevgiyle, liska

Hiç yorum yok

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

copyright © liskablog.