Pazar Eki #1

 Öncelikle çok heyecanlıyım çünkü Pazar Eki taptaze ve ilk yazısıyla karşınızda! Adına haftalık değerlendirme mi dersiniz, her telden biraz mı, karar sizin... Ama Pazar Eki ilk yazısıyla karşınızda!



When Life Gives You Tangerines sınıfta kaldı, God's Favorite Idiots yarışı kazandı!

When Life Gives You Tangerines benim uzun zamandır izlemek istediğim ve çok merak ettiğim bir Kore dizisiydi. Özellikle Kim Seon-ho için izlemek istiyordum. Her ne kadar başrolde olmasa da var olduğu tüm yapımları büyük bir heyecanla takip edip izliyorum. Ancak dizi bana daha ziyade anlamsızca ağlamalarla dolu bir trajikomik dizi gibi hissettirdi. Kim Seon-ho için hala diziyi bırakmamış ve yarılamış olsam da, bir bu kadar daha izlemem gerekiyor ve araya başka bir dizi alıp, bu sıkılganlığı kırmak istedim. 

Ve evet, tek sezondan oluşan, başrolde ise Gilmore Girls ve Kimlik Hırsızı yapımlarından tanıdığımız Melisa McCarthy var. McCarthy'nin gerçekten çok keyifli bir enerjisi olduğunu düşünüyorum. Özellikle Gilmore Girls dizisinde varlığıyla diziye renk kattı. Her ne kadar 20. yıla özel yapımlarında neden kendisine teklif götürülmediğini anlamamış olsam da, burada da rengarenk ruhunu yansıtmış oyunculuğuna!


...


Yarım kalmış kitap serilerini tamamladığım o aydayım!

Ezel, Monte Cristo Kontu olabilir mi?

Son birkaç aydır okuma planlarım çığrından çıkmış, yarım kalan serilerle öylece kalakalmıştım. Bu durumun çok tatsız olduğunu söyleyebilirim çünkü ben seriler arasına zaman koyunca biraz kopuyorum kurgulardan... Karanlık Prens Yolu serisinin son kitabını okuyarak seriyi tamamladım. Dün de Monte Cristo Kontu'nun II. cildine başladım, 200'lere geldim sayılır, tamamen Edmond'un kendisine yapılan ihanetin intikamına odaklanmış durumdayım. Umarım üzmez!😌

Monte Cristo Kontu'na ilk ciltte tek kelimeyle hayran kalınca, Ezel dizisinin de bu kitaptan esinlendiğini öğrenip, birkaç arkadaşımdan izleme tavsiyesi aldım. Dizi çekildiği yıla göre kötü bir dizi değil, özellikle oyuncu kadrosu bakımından son derece başarılı ancak ben Monte Cristo Kontu ile ayrı tutulması gerektiğini, kitaptan uyarlama değil, kitaptan esinlenme olduğunun vurgulanması gerektiğine inanıyorum. Aksi halde Alexandre Dumas'a haksızlık olacağı düşüncesindeyim. Dizinin özellikle son bölümlerinde Ezel, işin tamamen reytinglerini yükseltmeye oynamaya başlıyor. Verilmek istenen mesajlar ve ulaşılmak istenen hedefler bakımından Ezel ile Edmond'un değerleri birbirinden çok farklı. O nedenle, Monte Cristo Kontu, Monte Cristo Kontu'dur demek istiyorum.💙


...


Blog terk edildi, Instagram mı kazandı? 


Yaklaşık 8 yıldır blog'dayım. Buralar, dönemin en prime dönemini yaşadı bence. Kişiler değişti, bir şekilde çark devam etti elbette ve dilerim buralar hiçbir zaman çorak topraklara dönmez. Ancak o yılların eğlencesi, heyecanı ve akışı çok daha başkaydı. O tadı hiçbir zaman bulamayacağımı biliyor, o güzel yazıları okumanın hasretini daima yaşayacağımı biliyorum. O nedenle buraları bırakıp giden arkadaşlarıma her fırsatta sitem etmeyi ihmal etmiyor olsam da, iyi yanından bakalım... Blog bana çoook güzel insanlar kazandırdı. Ancak devir, malumunuz... Çabuk tüketilebilen içeriklerin kölesi olduk biraz, sosyal medya uygulamaları bu anlamda kaçış noktası haline geldi. Ben fazla geleneksel biriyim galiba, buralar kadar mutlu olmadım hiçbir yerde var olmaktan. Hatta öyle ki bookstagram kullanan biri olarak, buraların da son derece amacından uzak olduğunu düşünüyorum. Artık bir kitabı sevmenin ve sevmemenin faturası kesilir oldu. Çok ilginç, edebiyat böyle bir şey değil oysa ki... Bazen aldığı ödüle hayret ettiğimiz kitaplar olmuyor mu? Kitap, biraz kişinin o kitaptan ne beklediği ile alakalıdır. Zaman, okuyucu üzerinde bir tarz oluşturur ve o tarza uygun okumalara yöneliriz. Bu nedenle, sakin olalım sevgili dostlar...😊O nedenle bir kitap hesabım olsa da, bu durumdan çok memnun olduğumu, büyük bir sevgiyle de kullanmadığımı söylemek yanlış olmayacaktır. Hesapta ufak ufak temizlik yapacak, daha life style tarzı bir hesap haline getireceğim sanırım. Postların okunduğuna da pek inandığımı söyleyemeyeceğim elbette. Ancak ne blog ne de Instagram hesabımı hiçbir zaman okunma/izlenme üzerine kullanmadım. Bu zaman içerisinde insan şevkini kırabilir çünkü. Ben tamamen kendime bir arşiv oluşturmayı, yıllar sonra o posta giderek neler hissettiğime bakmayı sevdiğim için var oldum bu mecralarda. O nedenle izlenme/okunma boyutuyla ilgili bir endişem, üzüntüm yok. Demem o ki, ben yıllar sonra yine elimde baston, gözümde gözlük, klavyede harfleri bin bir güçlükle arayarak, buralarda bir şey yazıyor olabilirim. Benden söylemesi...😁



Pazar Eki'nin bu haftalık sonuna geldiniz. 
Haftaya yeni ekte görüşene dek sevgiyle kalın!



Kaynaklar 

görsel-1: https://www.beyazperde.com/diziler/dizi-35957/fotolar-detay/?cmediafile=9001793348

görsel-2: https://www.beyazperde.com/diziler/dizi-27835/fotolar-detay/?cmediafile=21917134

görsel-3: https://www.beyazperde.com/diziler/dizi-9533/fotolar-detay/?cmediafile=19705220

3 yorum:

  1. tunemişbirserce20 Nisan 2026 00:05

    Bundan sonra pazar eklerini sabırsızlıkla bekleyeceğimmm , diziye biraz daha şans ver bolca dram olsa da verdiği mesajlar çok güzeldiiii . Bende ezel konusunda sana sonuna kadar katılıyorum esinlenmişler o kadar kesinlikle monte çok ayrı yerde . Beğeni görüntülenme konusunda da sana sonuna kadar katılıyorum dijital günlük gibi olması yeterli 🫠 lütfen yazmaya devam et 🍃🌸🦋📚

    YanıtlaSil
  2. Ezel dizi sektörüne adını sağlam yazdırdı, zamanında izledim ve beğendim ben de. Kitaptan esinlenilerek yola çıkıldığını biliyordum ( ki okumadım) ama kitap ile ne denli benzeşiyor ( çok sanmıyorum) bilemem. Hapse düştük başka adam olup çıktık ise sadece bu hiçbir anlam ifade etmez :)

    Kore dizilerinden o denli uzak kaldım ki , yer yer bloglarda görünce bir garip hissediyordum.. yaşımız mı geçti nedir:)

    Kitabı beğenip beğenmeme konusunun , bilhassa şöyle ödüllü böyle şahane gibi etiketlere sahip olanların neredeyse tabu haline getirilmesi garip. Bir yere ait olma çabası mı? Komik. Her okuyucu ile kitabın hikayesi yeniden şekillenir, tornadan çıkma ürün değil ki okuyucu aynı tepkiyi versin.

    YanıtlaSil
  3. When Life Gives You Tangerines çok övüldü, konuşuldu. Böyle olunca yıllarca izlemem o yapımı :) ama artık sıcak, samimi Kore dizisi havasını bu diziden aldığımdan mı bilmem çok merak ediyorum. Bu yıl beni esir alan bir şey izleyememe durumundan dolayı diziyi hala izleyemedim. İnşallah izlerim...

    Bence de uyarlama ile esinlenme kavramları arasındaki ayrıma pek kimse dikkat etmiyor. Oysa ikisi arasında dağlar kadar fark var :) Monte Kristo Kontu'nu asırlardır falan okumak istiyorum :(

    Blogla ilgili son yazdıklarını tam da bugün düşündüm. Bloğun zirve yılları pandemi öncesiydi, net. Çünkü insta falan bu kadar almış başını gitmemişti. Bookstagramların doğuş yılı 2015'tir mesela :) ki o yıllarda bile oraları elinde tutan insanlar türememişti. Kendi halimizdeydik (belki sen de bilirsin). Ki insanlar tabi ki kitap paylaşsın tabi ki hesaplar çoğalsın ama ne zaman nasıl olduğuna değil, nasıl gösterdiklerine önem vermeye başladılar bu işin tadı kaçtı. Zaten gösteriş ve beğeni budalalığının esir almadığı yer mi var ki...

    Pandemide de insanlar katıldı bloğa ve bir canlılık geldi yalan yok, iyi ki de öyle oldu keyifliydi ama o zamandan sonra hızlı bir düşüş yaşandı. İnsanlar yazmaz oldu. Ben de onlara sitemliyim ama anlıyorum da... Önceden blog etkinlikleri de çok olurdu ve katılım da çok olurdu. Şimdi blogları canlandıralım diye biri öne çıksa bile zaten pek yazan kalmadı bu bir, ikincisi bloglar okunmuyor da üzgünüm...

    Ben de blogdaki uzuuunnn yorumlarımı kısalta kısalta hap bilgi olarak ınstada paylaşıyorum ama ilginçtir önceden daha dümdüz fotoğraflarım bile 100 beğeni ve üstüne olsun çıkardı. Şimdi 20 olsa öpüp başıma koyuyorum :) Gerçi 20 olsa ne 100 olsa ne... çünkü ınstada yorum okuyan çok çok az malesef. Karşılıklı beğeniye dönmüş olay. Ben orayı da arşiv yaptım. Blog ise düşüncelerimi hizaya soktuğum güncem. Yazabildiğim yere kadar yazacağım. Bir de burada büyüdüm ben, dile kolay 11 yıl yazmışım az buz değil... Manevi bağ geliştirdim diyelim. İlk bloğum (biliyor musun bilmiyorum ama vardı öyle bir yer) daha farklı bir his verirdi bana o ayrı. Belki o yıllardaki blog ortamından, belki yaşım küçük diye... Bu bloğumu da severim ama demem o ki, eski tadı ikinci bloğumda hiç alamamışımdır.

    YanıtlaSil

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

copyright © liskablog.